17 Haziran 2013 Pazartesi

'bir ağaç öldü..bir millet uyandı.'

'bir ağaç öldü..bir millet uyandı.'   Nazım Hikmet.

01.06.2013 - ERZURUM
Herşey Nazımın dediği gibi oldu bir ağaç oldu bir millet uyandı. 5 yıldır Türkiye'deki genç nüfusun iphone'dan başka bir sikten haberi olmadığını, mongol bir nesil yetiştiğini düşünüyordum. Bu göt oluştan çok mutluyum, özür de diliyorum. Son 3 gündür acayip umudum var bu memleketten. Direnişe devam Türkiye! Bence eylemler bitirilmemeli bi eylemi yapıyorsan ya amacına ulaşana kadar yapacaksın ya hiç yapmayacaksın ama karşılıklı şiddete son verilmeli.Bu eylem başlarken amaç neydi? Taksim gezi parkının da korunması öyle değil mi? Ama daha sonra ne oldu? Polisle çatışıldı cam çerçeve indirildi arabalar yakıldı vesaire vesaire. Ya halk polise düşman oldu düşman. Polise dağıt emri gelirse polis dağıtmak zorundadır binlerce kişiyi jopla mı dağıtacak? Bu bi emir zinciri biber gazı kullanılsın diyilir ve biber gazı kullanılır. Yanlış kullanılmıştır abartılmıştır falan filan bunlar emirler çerçevesinde olan şeyler hangi polis kafasına göre gaz bombası atabilir bir yerde? Bu adamın belinde yok mu silahı neden çıkartıp tek bi ateş etmedi? Halbuki hayatı tehlikedeydi öyle değil mi? Çünkü emir almadı sadece kaçmaya çalıştı oradan.Yayın yasağından dolayı bilgi verilmiyor ama daha bugün Eskişehirde polisle halk çatışıyor halk polisle halk polis barikatını devirip kalkanlarını alıyor Taksimde polis giremiyor 155i arıyor dalgasını geçiyorlar polis çağırıyorlar.Ömrünün yarısını GTA oynayıp geçiren neslimize polisle ya da tüp kaçağını çakmakla kontrol edenlere gazla saldırmak ne kadar mantıklı ? Olaylar zincirlemesi bence ilk eylemde başlıyor ilk günü eylemde halk parkta kitap okuyor çadır kuruyordu eylem için sonra emir geldi dağıtılsın polis emre uydu sonra kalabalık çoğalınca 1000lere 10000lere vardıkça şiddetin gazın dozu arttı polis sert müdahele yapmak zorunda kaldı o eylemde içinde polislere karşı bi kin duyan kim varsa eylemde bu oldu diyerek sosyal medyayı doldurdu sonra medyayı takip edenler polise karşı doldu çıktı polise saldırdı polis halka ve karşılıklı şiddet başladı ve cidden buna son verilmeli bu yüzden bugün Türkiyede biber gazı yemeyen insan sayısı çok az. 



Fatih Sultan Mehmetin dediği gibi. 

 ''İktidar halka güç gösteri yapmak değil.Halkın çıkarlarını korumak,refahını sağlamak ve geleceğini inşa etmek için bir araçtır.Bir Sultanı güçlü yapanda budur !''

 Bu bi baş kaldırış değil, eylem değil artık sadece provakasyon oldu başka hiç bir şey değil. Ülke iç savaşa sürükleniyor sen Suriye gibi bi ülkede yaşamak ister misin? İstemezsin değil mi? Eğer bu iş böyle devam ederse yarın öbürgün başbakan yanlıları dökülecek sokaklara yine sağ sol kavgası çıkacak yine anarşi doğacak masumlar ölecek güzelim ülke mahvolacak. Bu iş bu gün yarın bitirilmeli yoksa hiç iyi şeyler olmayacak. Devlet tarafından bitirilmesi istense yıkımı iptal ederek bitirebilirlerdi ama artık eylemler ne park nede ağaç için yapılıyor ve herkes bunun farkında değil. Polisi linç etmeye çalışmakla ev araba yakmakla hükümet devrilmez. Yarın öbürgün polis öyle polis böyle diyenler evlerine hırsız girse ne yapacaklar çok merak ediyorum. Yine tweet atıp eylem mi yapacaksınız? Telefon kulağınızda 155 e feryat etmeyecek misiniz? Onlar görevini yapan devlet memurları! O adam seni ordan dağıtmasa, rozetini silahını bırakıp gitse maaşını sen mi vereceksin? Eşinin çoluğunun çocuğunun karnını sen mi doyuracaksın? Kendine gel. Dur artık demesini bilmek gerek ama ders almakta gerek. Libyada Süriyede olanlar devrim olarak bilindi bi general çıkıp sıra Türkiye'de diyince kimse bi şey anlamadı. Bunu iyice anlamak lazım ve bence Tayyoş'un görevide bu bu kaosu başlatmak. Türkiyede anarşi var diye suriye amerika bir girer ülkeye göt gibi kalır o biber gazları mumla aranır bunu biliyor musun? Dövecekse gaz, su sıkacaksa kendi polisin sıksın Amerikan askerinin kurşunundan iyidir. Polis emri aldı biber gazını bırakıp Portakal gazına geçti, eğer dğer doğruysa hükümet besiç milis gücü kurdu. "besiç nedir?" diye soranlara da şöyle anlatmaya çalışayım:
İran'da şu anda ülkenin başında olan islamcı diktatörlüğünün asker, istihbarat ve polis gibi silahlı "güvenlik" güçlerine ek olarak istihdam ettiği "yarı-resmi", "yarı-gizli" bir milis gücüdür. sivil olarak takılırlar. polisin bile (!) gerçekleştirmekten kaçındığı adam kaçırma, dövme, işkence, tecavüz ve infaz gibi görevleri yerine getirirler. silahlıdırlar. toplumsal olaylarda halkın arasına karışıp sivil gibi bir süre takıldıktan sonra silahlarını çıkarıp insanları öldürürler ve iş bu noktaya geldiyse bu gidişatın ne olduğu belli.
Olay zincirlemesi belli yabancı medya olayı anlatır, Türk medyası olaylar büyüsün diye ses çıkarmaz aynen Suriyedeki gibi. Hiç bi fark yok Esadı Kaddafisi Recebi hepsi aynı sisteme hizmet ediyor.
Kaddafi öldü arkadaşım o çıkan kaos yüzünden öldü.Kaddafi sikimde değil siyaset sikimde değil sikimde olan Türkiye.Ben burda siyaset tartışmıyorum sikimde de değil tayyibi de kemalide benim anlatmaya çalıştığım ülkeyi içine çeken kaos. Polis biber gazı sıkıyor biz eylem yapıyoruz vazgeçmiyoruz fikirlerimize biber gazı işlemiyor ama hiç birimiz V değiliz. Bu olayları başlatanda her zaman sosyal medya olmuştur bu yüzden okullarda sosyal medya okur yazarlığı dersi çıkarılıyor bilinçli kullanılamıyor. Emin ol şimdi facebook yada twittera girmeyen biri şu yayın yasağı olduğu günlerde hiç olaydan haberdar olmamıştır. Belki haberi olsa oda dışarı çıkacak polise taş atacak ama yok. Medya vatandaş polise taş polis vatandaşa biber gazı atıyor ortalık savaş alanı, orada polise taş atan sopayla saldıran doğa sever değil zaten doğayı seven biri insanıda sever polise taş atmaz., hükümeti eleştiren, istemeyen değil talığı karıştıran bu karışıklıktan prim yapan. Doğayı seven bin kişi, 50 tane orospu çocuğuna polise taş atma ortamını yaratır ama değil mi? Her şey tadında bırakılmalı. Diyorsunuz ki öyleyse herkes evinde otursun kimse polise taş atmaz izin vermiyorlar bak 19 mayıs kutlamaları falan iptal oldu,alkol yasağı oldu,emek sineması,Reyhanlı,kürtaj olayı,tutklu gazeteciler oldu ya eylem oldu hepsinde amaç tamamen bu ortamı yaratmaktı bu olayı atlaksak yarın başka bi olay çıkarıp evinde oturmana izin vermezler.Ve emin ol ben doğayı seviyorum diye o bağıranların çoğu o avm yapılırsa balkonunda çay sigara keyfi yapar. İsyan anarşi doğurur her şey tadında bırakılmalı.Bende olaylara dur diyenlerdenim. Recep gibi dış güçlerden beslenenlere küfredenlerdenim.Ama eline geçirdiğini nefretle fırlatan doğa için diye başlayıp doğaya zarar verenlerden değilim. Türk medyası yayın yapsa senin benim bu bildiklerimiz herkes bilir bizimde televizyonda bu olayı açıklayacak zeki adamlarımız vardır yayınlanır ve amaç ortaya çıkınca eylem durur.Kalabalığı eylemleri fırsat kahpeliğede hizmet edenler olacak. Soğukkanlı olmalıyız, hainliğe fırsat vermemeliyiz.Bu eylem dozunu aştığında durmalı diyorum ama çıkıp bu eylemi kötüleyecek biri varsa siktirsin gitsin. Dur artık demesini bilmek gerek ama ders almakta gerek. Ama eylem eğer durmazsa;

''Birgün İsmet İnönü Atatürke sorar.

- Dünyanın en zor işi nedir? diye

Atatürk
 

-Türk milletini ayaklandırmak, ama bundan daha zor bi şey varsa o da ayaklandıktan sonra bu milleti durdurmak.''der





Ve Atatürk o kadar ileri görüşlüydü ki. 80 yıl önce bunu yazabilmişti.
"Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek." Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
Mustafa Kemal Atatürk
Bursa Nutku, 5 Şubat 1933''
80 yıl oldu 80 koskoca yıl.Bu seksen yıl içinde çoğu insanı küçükken, aile büyükleri tarafından Atatürk'e karşı doldurdular. Ama büyünce gerçekleri görmeye başlıyor insan.Hiç bir şeye saygı duymasan bile en azından Atatürk'e sadece Erzurum, Sivas, Amasya ve birçok yerde halkı Kurtuluş Savaşı'na karşı bilinçlendirip örgütlemesi yüzünden bile saygı duymak zorundasın. Yani müthiş bir örgütleme var, öyle böyle değil, anlatamam size ! O zamanlar İstanbul Hükümeti Atatürk'ü görevden almıştı. Ama o yılmayıp devam etti. Halkı örgütledi. Eğer örgütlemeseydi başta İngiltere olmak üzere birçok devlet, ülkemiz topraklarını kendi aralarında paylaşacaktı. Gizli Antlaşmalar çoktan yapılmıştı bile. İşte böyle bir ortamda, olan bitenden haberi olmayan bir halkı uyandırdı Atatürk. Biraz tarih bilen birisi Atatürk'e karşı cephe almaz.Dindar bir ailenin çocuğu olan M.Kemal'in annesi ve babası bektaşidir, annesi 'molla' lakaplı Zübeyde hanımdır, babasının adı da İmam Ali Rıza'dan gelir. M.Kemal 7 yaşında kuran hatmetmiş, 8 yaşında hafız olmuştur. İstiklal savaşına ve kurulacak devletin adının "türkiye cumhuriyeti" olmasına M.kemal, Hacı Bektaş dergahında karar vermiştir. Atatürk tüm icraatleri ile müslümandır ve Türktür. Ama buna rağmen dinsiz diyorlar.Hadi diyelim ki öyle sana ne ? Seni bağlıyor mu ?

Atatürkün yıllar önce söylediği bu iki cümle olanları olacakları anlatmaya yeterli. Olabilecek şeyleri herşeyi.Dün Taksim'de olaylar yaşanırken ve olaylar bir "bahar(!)" havasına dönüştürülmeye çalışılırken İçişleri Bakanı Muhammer Güler, BDP - PKK'li Sırrı Sakık ve "Kürdistan"ın sınırlarını çizdik" diyen Pervin Buldan'la gülüşüyordu.


İstanbul şu an yabancı basın mensuplarıyla dolu ve dünyaya "Arap Bahar'ı Türkiye'ye sıçradı" yönünde bir yayın peşindeler! Ancak milletimiz o yılmaz cesareti ve zekasıyla TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE, AB+D VE NATO'YA HAYIR, PATRİOTLARA HAYIR, ÜLKENİN SATILMASINA HAYIR, KÜRTÇÜLÜĞE ERMENİCİLİĞE BÖLÜCÜLÜĞE HAYIR düsturuyla hareket edecektir. Olayları yönlendirmeye çalışan, ayrılıkçı slogan atan ve karşıt grupları kışkırtmaya çalışanlara BİR KEZ DAHA dikkat çekmek istiyorum.
Soğukkanlı olmalıyız, hainliğe fırsat vermemeliyiz. Ve unutmayın o ceviz ağacını gezi parkındaki, evet belki polis farkında değil ama ya sen farkındamısın ki ???

Cengiz Han Akpınar

27 Haziran 2012 Çarşamba

Kendim hakkında bir kaç şey..


..
Kalıcı değilim kırıcıda değilim, bazı şeyleri savunurum ama çoğunu savunmam. Ben her zaman haklıyımdır, haksızken bile haklıyımdır. Bedel ödemeyi severim bir kahveye girip adres bile sorsam bedelini ödemek isterim, çay içerim önce. Parayı hep yan cebime koyarım ve hiç sevmem onsuzda yapamam aynı hiç gereği yokken hayatımda olan bazı insanlar gibi. Az uyurum, alışkanlık. Acı çekerim, alışkanlık. Hiç şansım yoktur alışkanlık. Kendi kendime konuşurum alışkanlık. Otübüslerden nefret ederim alışkanlık. Arabada yolculuk yaparken genelde ereksiyon olurum ve bunu saklarım buda alışkanlık. Utanmam, çekinmem, soyunurum, küfrederim,herşeyi yüzüne söylerim bunlarda alışkanlık en zararlısından ve ben bunları yapmaktan hoşlanırım da. Ülkemi severim, Atatürk'ü severim ama siyaseti politikayı sevmem, faşist değilim fakat devrimde yapmam. Dünyada her şeyi yapacak insan var, ben onları izlerim. Şizofreniyle,ruhani şeylerle, depresyonla, intiharla ilgim yüksektir ama hiç birini yaşamadım. Yarın için hiç plan yapmam çok amaçlı değilimdir aksine amaçsızımdır. Somutla soyut arasındayımdır. Çoğu zaman götüm başım oynar. Bana güvenmezler, ben herkese güvenirim. Beni severler, ben hiç sevmem. Dünya yoktan var olmuştur insan topraktan, dünya neden yoktan var oldu yada sen neden birden varken yok oldun bunu sorgulamam. Gidersen; neden gittin onuda sorgulamam. Neden bitti onuda. Şimdi sen sorsan 'Neden dur demedin ?'. Sen gitmişken bana laf mı düşer, ünlü şairler gibi 'şuçlu giden değildir asıl suçlu gidene dur demiyendir, kalan dur demezse aslında o çoktan gitmiştir' misali açıklamalar yapacak değilim. Şimdi gidersen sana dur demekte neymişş pii hiç bi şey demem sana sadece içimden her zaman ki gibi kendi kendime konuşurum, iki kelime ederim; 


-Siktir git. 

Not; Küfür etmeyen insan yoktur, peygamberler hariç. 
Not; Çiçek değilim. 
Not; Bunu çay içerken yazdım, hadi sizde içinde çay koyayım.. 

Cengiz Han Akpınar

29 Temmuz 2011 Cuma

Boşver..

Ben boşverim.Boş vermek iyidir çünkü ne kadar canını sıksanda hiç bir şey düzelmiyecektir , tabi bu bir arkadaşının gelip "boşver be kanka takma kafanı böyle şeylere"demesi gibi değil.Gerçekten boş vermek herşeyi her olup biteni. Boşver kendin ol , sadace kendin.Bazen çok düzenli bazen çok bencil bazen mutlu bazen yalnız ol, ama sadace kendin ol .Boşuna mı yaşıyorsun ? Elindeki her şey gittimi ? Hiç bir bok istediğin gibi değil mi ? Boş ver hiç bir şeye değer verme.Hatta işi biraz daha abartıp boşverme yeteneğini bile boş ver.Bence bütün olmaya kalkışma , mükemmel olmaya hiç çalışma , bırak herşey düşeceği yere düşsün.. Ne olacak ki? Ne istedin hayattan ? Ne geçti eline ? Istediğin hiç bir şey olmadı mi şu dünyada ? Boşver coğrafya hocaların dünyayı yanlış tanıtmış sana kutuplardan basık ekvatordan şisik kocaman bir yalandır dünya.Boşver sen sadece kiracısın bu dünyada mutluluksa ancak rüyada.Boşver mutlu insanların ağzına sıçayım,boşver mutsuzluk ve yalnızlık gidip birbirlerini siksin sen siktir et boşver..

Cengiz Hn Akpnr.

28 Temmuz 2011 Perşembe

Ben saçmalarım.

Ben bazen saçmalarım.Hayat saçmalıktan ibaret çünkü uyumadan önce "bu günde ne boktan ne saçma bir gündü " diye geçirdiyseniz içinden hayat amacına ulaşmıştır bence.Mesela neden her bana dik bakana dik bakmak zorunda hissediyorum kendimi bilmiyorum. Düşündümde seni seviyorum kelimesini çok tükettim boş ellerde.Ama hatalarımdan ders çıkarmayıda biliyorum en klişesinden.Bu yüzden beni sevdiğini söylüyor bazıları.Benimde sevdiklerim var elbet..Ben bunları yazarken 6 dakika 25 saniye oldu.Bunu yazarkende 29 saniye oldu.Yanındaki çayı henüz 4 dakika önce almıştım soğudu şerefsiz.Ulan havada soğuk ne memleketse her gün hava soğuk.Otobüs beklemekse çok sıkıcı , böyle boş boş konu bütünlüğü olmayan şeyler yazarak avunuyorum bense.Yaklaşık 8 dakikadır bekliyorum ve ben sabırsız bir insanım.Sinirlerim yükseldikçe biriyle gözgöze gelmekten kaçınıyorum.Neyse şükür otobüste geldi ve karşımdaki kızda çok güzel.Bu arada oturdum ben koltuğa,yanımda işten geldiği belli olan yorgun bir adam oturuyor.Çaprazımdaysa beni kesen bir bayan.Yanındaysa inanılmaz derecede itici bi insan evladı.Kız güzel ama bugün benim kafam yerinde değil.Sanırım benim onu kıskacıma almamı bekliyor ama daha çok bekler çünkü meşgulüm bunları yazıyorum.Çünkü bugün düşünüyorum ve düşünen bi insan düşündügü sürece tam anlamıyla mutlu olamaz.Mesela arkadaşlarımızla yada sevgilimizleyken mutluyuzdur.Bunun nedeni geride kalan şeyleri unutmamızdır.Kız bana dik dik bakıyor eminim çok beğendiğinden falan değil beklediği gibi olmadığı için.Ulan dik bakanada dik bakardım ama buna bakmayacagim.Bi ara yazmayı bırakıp ortamı unutup akıp giden şehri izlemeye koyuldum.Gözlerim biraz hüzünlenmis olabilir o anda ama kız hala bana bakıyor.Durakta otobüse binen adamsa kıza bakıyor.O anda bende saçma bi sahiplenme duygusu oluştu.Demiştimya ben bazen saçmalarım diye neyse bu saçma şeyi unutalım gitsin.Bir durak sonra inmem lazım ama kız hala bana bakıyor.Gülümsemeyi hatta gidip yanına oturmayı düşünüyorum şu anda bu tip durumlarda nasıl hareket edileceğini pek bilmem ben zaten keyfimde yok.Ayağı kalktım.Kapıya doğru yürüdüm, kızada yaklaşıyorum aynı zamanda.Ulan kız hala bana bakıyor bee.Kız dediğin biraz çekingen olur.Gözlerini falan kaçırır.Hiç olmadı en azından öküz gibi yüzüme bakmaz.Başlarım böyle işe otobüsten inerim ben şimdi.İndim...




Cengiz Hn Akpnr.

17 Temmuz 2011 Pazar

Asu Maralman - Bağrı Yanık Dostlara



Eski Türkçe şarkıları dinleyin. Hiç bir şey bilmiyorsanız eski filmlerden öğrenin. Ama dinleyin. Çünkü o zamanlar insanların hiç bir şeyi yoktu sadece derdi vardı. Dertlerini unutturacak tek şey de duyguları kelimelere dökmekti. En basitinden aşk acısı vardı. Ve o zaman duygular ve kelimeler tükenmemişti. Saçma sapan kelimeler duyguları, saçma sapan duygular kelimeleri kirletmemişti. Hem müziklerde bilgisayarda yapılma yapay ritimler değildi. Her bir enstrüman itinayla ustası tarafından çalınarak kaydedilmişti. O yüzden eski şarkılar her şeyiyle capcanlı. Üstelik şarkıcılar muhteşem, tertemiz, üzerinde oynamalar yapılmamış sesleriyle dikkat çekiyorlardı, takdir ediliyorlardı.   Yani her şey saf ve temizdi o zamanlar. Eskiden dünya daha temizdi dedikleri bu işte bence.

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Duman - Yanıbaşımdan



Ellerin uzanmasın uzak dursun dedim sakın dokunmasın hayal ettiklerim bana yakışmasın inancım yok benim..